Harper Lee-Bülbülü Öldürmek

Öncelikle herkese merhabalar!

Uzun zamandır ne doğru dürüst kitap okuyabildim, ne de sizlere kitap incelemesi yazabildim. Üniversite işleri yüzünden hep. Tamam kabul, biraz da benim tembelliğim. 🙂 Daha fazla ara vermeden başlayalım o zaman.

Sıradaki kitap Bülbülü Öldürmek!

“İstediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır.”

Amerika’nın Maycomb isimli küçük bir kasaba/mahallesinde yaşanan birçok konuyu Scout isimli küçük kız çocuğunun ağzından dinliyorsunuz. Hikayenin çoğunluğunu Scout ve abisi Jem oluşturuyor diyebilirim. Aslında belli bir konusu yok çünkü parmak bastığı noktalar o kadar fazla ki, net bir şey söylemek mümkün değil. Bu konular içinde ırkçılık ve eşitsizlik en ağır basanları diyebilirim.

Scout’un babası Atticus Finch, mahalle halkı tarafından çok sevilen; saygın, vicdanlı, ve bir o kadar da dürüst bir avukattır. Fakat ne zaman haksız yere suçlanan siyahi bir insanın avukatlığını üstlenir, işte o zaman beyazların bir çoğunun ona karşı olan saygısını kaybeder. Tam bu noktada insanların ne denli ırkçı olabildiği ve üstüne üstlük bunların bir kurgu değil de zamanında mutlaka birileri tarafından yaşanmış olduğu gerçeği, oturup da Dünya’yı bir kez daha sorgulamanıza sebep oluyor.

Kitapta bunlar dışında sınıfsal çatışmalara, önyargılara ve bir kız çocuğunun gerçekten kız çocuğu olabilmesi için “cicili bicili elbiseler” giymesi gerektiğini savunan mahalle baskıcılarına, Dini dahi ortak yaşayamayıp siyah-beyaz kiliselerinin ayrılmış olmasına değiniyor. Elbet es geçtiğim yerler de vardır. Kitabı okuduğunuzda siz benim atladığım yerleri de çok net görebilirsiniz zaten.

Kitap 357 sayfa ve dil olarak cidden anlaşılabilir derecede sade fakat ayrıntı konusunda biraz sıkıcı olan yerleri var. Ama kendinizi tümüyle kitaba verdiğinizde bunları çok da önemsemiyorsunuz.

Başta söylediğim gibi kitap Scout’un ağzından anlatılıyor. Gerçekten bu tür konuları çocuk gözünden görmek ve onların hissettiklerini hissetmek insana çok farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Ve onların bazen biz büyüklerden daha akıllı olduğunu, daha insani düşünebildiğini görmüş oluyoruz.

Ha bir de unutmadan, kitabın başında çok fazla bahsedilen Öcü Radley var. Finch ailesinin evlerinin yakınında yaşayan Radley’lerin kimse tarafından senelerce dışarı çıktığı görülmemiş oğlu. Bununla ilgili şöyle bir replik vardı kitapta: “Yalnızca tek bir tür insan varsa, o zaman neden hiç geçinemiyorlar? Hepsi birbirine benziyorsa, niçin özel bir çaba harcayarak birbirlerini aşağılıyorlar, Scout, galiba bir şeyleri anlamaya başlıyorum. Galiba Öcü Radley’in bunca zamandır evden çıkmamasını anlamaya başlıyorum…dışarı çıkmak istemediği için içerde kalıyor.”

Öcü Radley’in neden içeride kaldığını boşverelim de, ne için dışarı çıktığına odaklanalım. Ama bunu size ben değil, kitap anlatacak 🙂

Kitapla ilgili çok sevdiğim diğer iki alıntı:

“Başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliydim. Çoğunluğa bağlı olmayan tek şey, insanın vicdanıdır.”

“…ama bazen bir adamın elindeki İncil, babanın elindeki viski şişesinden daha tehlikeli olabilir.”

Umarım inceleme merakınızı gidermiş ve sizi kitaba yönlendirmiştir. Kendinize çok iyi bakın!

Facebook Yorum

Facebook Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir