R.J. Palacio-Mucize//Bir Çocuğu Yüzüne Bakarak Değerlendirmeyin.

Uzuuun uzun zaman sonra bir kitap incelemesiyle tekrar sizlerle birlikteyim. İnceleme yazmadığım süre boyunca kitap okumadım mı? Elbette okudum. Fakat üniversite, alışma süreci, derslere ayak uydurma dertleri yüzünden buraya pek fazla vakit ayıramadım. Affedin 🙁

Şimdi size Auggie’den bahsetme zamanı.

Auggie yani August, yüzünde doğuştan pek çok anomali bulunan ve bu konuda hayatı boyunca hep zorluk çekmiş, insanların korkunç bakışlarına maruz kalmış, ayrıca deli gibi Star Wars hastası 10 yaşında küçük bir çocuk. Diğerleri onu her ne kadar farklı görse de aslında en büyük farkı dış görünüşü değil, zekası ve başına gelen kötü şeyleri yaşına kıyasla çok daha olgun bir şekilde karşılaması bana göre.

“…beni sıradışı buluyorlar. Sanırım dünyada ne kadar sıradan olduğumun sadece ben farkındayım. Bu arada adım August. Size nasıl göründüğümü anlatmayacağım. Aklınıza ne geliyorsa muhtemelen ondan daha kötü görünüyorumdur.”

Hikayemiz de daha önce okula gitmemiş ve ailesi tarafından evde eğitim görmüş olan August için artık “gerçek bir okul”a gitme vaktinin geldiği anda başlıyor. Beecher Ortaokulu August’un yeni yuvası oluyor ve okul müdürü Bay Toto -evet yanlış duymadınız- onun okula çabuk alışabilmesi için elinden gelen her şeyi yapıyor. Tam da bu noktada çocukların ne kadar kötüleşebildiğini, hatta velilerin bile çocuklarından bir farkının olmadığını gösteren birçok olay yaşanıyor. Fakat tüm bunların yanında gerçekten güzel yürekli, pırıl pırıl insanlar da karşımıza çıkıyor.

En önemlisi de çok küçük olmasına rağmen koca yürekli, cesur bir çocuk tanıyoruz hikaye boyunca. Korktuğu zamanlar oluyor evet. İnsanların bakışlarından… Sırf bu yüzden kafasına astronot başlığı geçirip dolaştığı oluyormuş bu miniğin. Anlatılırken basit bir şey gibi görünüyor belki, “çocuk işte” dedirtiyor insana ama bir çocuk nasıl olur da sadece insanların yüzünü görmediğinden emin olduğu bir mumya kostümü içerisinde ya da Cadılar Bayramı’nda rahat edebilir?

“Sen gerçek bir mucizesin, Auggie. Bir mucize.”

Olaylar August, ablası Olivia, arkadaşları Summer, Miranda, Jack Will ve Justin’in ağzından anlatılıyor. Böyle olmasını daha çok sevdim açıkçası. Herhangi bir konuda farklı insanların bakış açılarını görüp empati yapmamıza büyük yararı olduğunu düşünüyorum. Ki kitap zaten EMPATİ üstüne kurulu. Anlamanızı istiyor, anlıyorsunuz da. Anlamasanız bile bunun için çabalıyorsunuz. O yüzden benden bir +1 🙂

Diğerlerinden bahsetmişken, Olivia August’tan sadece 4 yaş büyük. Her ne kadar ona “abla” kalıbı içinde baksak da, August’un yaşadığı zorlukların onun üzerindeki etkilerini görmek güzeldi. Abla olsa bile onun daha yeni liseye başlamış genç bir kız olduğunu, bazen ailesinin ilgisinin August üzerinde yoğunlaşmasının onda hissettirdiği duyguları, buna rağmen bütün bunları görmezden gelmeye çalıştığını görüyoruz. Bu sebeple hikayenin bir diğer kahramanı benim gözümde sensin Via.

Söylemeden edemeyeceğim, bir kısımda Jack ile August arasındaki mesajlaşmalar geçiyordu ve gördüğümde gözlerim kanadı 😀 Bu konuşmalar kısaltmalarla yazılmış. Aslında o yaş grubundaki çocukları ifade etme açısından mantıklı bir hareket olsa da beni gerçekten rahatsız etti bu durum 🙁 Siz normal yazın, bırakın gerisini biz hayal edelim. Olmaz mı? :’)

Atlayamayacağım bir diğer kısım ise Bay Browne’ın Öğretileri. Her ay öğrencilerinin defterlerine ünlü kişilerden özlü sözler not aldıran öğretmenimiz.

“Eylemleriniz, anıtlarınızdır.”

Bay Toto’dan bahsetmiyorum bile. Çünkü onu anlatmaya kalksam kelimelere dökemem gibi geliyor. Kitabı okursanız anlayacaksınız 🙂

Açıkçası fazla uzatıp sizi detaylarla boğmak istemiyorum. Okuduğum en farklı kitaplardan biriydi konu açısından. Bu şekilde insanları empati yapmaya iten bir diğer kitap da Senden Önce Ben‘di bana göre. Okurken aklıma Will Traynor geldi. Huzur içinde uyusun…

Kitabımız gerçekten akıcı bir dile sahip. Zaten anlattığım ve anladığınız kadarıyla yazar karakterleri ve onların psikolojilerini bize çok güzel aktarmış. “Sıkıldım, şurası çok kötü” diyebileceğim bir yer olduğunu sanmıyorum. Gerçekten okumaya değer bir kitap. 334 sayfa. Alın okuyun.

“Yüce gönüllülük,’ diyor Beecher, ‘güçlü olmakta değil, gücün nasıl kullanıldığında yatar…Gücüyle pek çok kalbe güç veren…” Birden yeniden tıkandı. İşaret parmaklarını dudaklarına götürüp devam etmeden önce bir an bekledi. “Gücüyle pek çok kalbe güç veren, insanların en yüce gönüllüsüdür.”

Bir diğer incelemede görüşmek üzere, kendinize iyi bakın 🙂

11 yorum “R.J. Palacio-Mucize//Bir Çocuğu Yüzüne Bakarak Değerlendirmeyin.

  1. Fışk diye oturtmuşsun. Star wars demişken. Star wars serisi hakkında ne diyorsunuz? Kişisel gelişim türü gibi biraz. Bakılmalık.

    1. Öncelikle, kurgusal galakside geçen Star Wars’u klasik serilerini özellikle sevmemek benim için muhtemel değil. 4,5,6. Filmlerin teknolijik imkansızlıklara rağmen 80’ler gibi bir dönemde çekilmesi başlı başına başarı. Bilim kurgu yapıyorsun, teknoloji yok, hemde şu an günümüzde bile efsaneliğini koruyan karakterlere değiniyorsun. Sonra ki üçleme ise 1,2,3 yinede 2000 lere yakın veya 2000 lerin sonrasında çekildi. Aynı eski nostaljik tadı vermiyordu evet ama bahsedilen, görmediğimiz birsürü efsanevi olarak nitelendirilen kurguları gördük. Buradan tatmin duygumuzu kazanmayı hak etmişti. Seri bitti derken 7. Filmin çıkacak olmasıyla gaza gelmiştik. Hem artık CGI lar daha iyiydi. Daha güzel işleyebilirlerdi. Yerine evrene resmen reboot atar gibi varsayılan herşeyi yoka sayıp, saçma Star Wars la alakası olmayan film çıkardılar. Devamında gelen 8. Filmde öyleydi. Birtek çıkardıkları ara hikaye olarak geçen Rogue One geçmişe saygı duruşunda bulunduğundan dolayı sevebilmiştik. Yani Star Wars’u severiz güzeldir. Bize herşeye rağmen Lucas inanılmaz bir evren sunmuştur. Keşke bu evren ileriki dönemlerde daha iyi işlenebilseydi yada böyle olacağına hiç işlenmeseydi.
      Son olarak, fışk diye oturtmuşsun ney? Çözemedim.

  2. Kitap biraz çocuk psikolojisi üzerine yazılmış sanırım. İşte August’un doğustan gelen fiziksel farklılıklarının ona yaşamı boyunca hep zorluklar getirmiş olması, bu farklılıkların getirdiği zorluklar ona artı olarak farklı bakış açıları kazandırması falan. Yazar bu kitapta kendi çocukluğunu veya hayatının bir dönemini dolaylı yoldan anlatmış olabilir. Anlatmadıysa da çok iyi bir gözlemci ve empati yeteneği çok yüksek bir kaleme sahipmiş. Empati demişken bu kavramdan biraz bahsetmek istiyorum. Empati öyle bir şeydir ki yoksa başkalarının hayatını, çoksa kendi hayatını yaşanmaz hale getirirsin. Bu kanı zaten bizim toplumumuzun bir özeti niteliğinde. Bu yüzden bu kitap toplumumuzun birçok kesimine okutulmalı diye düşünüyorum. Çünkü bu yetiden yoksun o kadar kalabalık bir coğrafya altında yaşıyoruz ki sanırsın Allah empati yetisinden yoksun herkesi toplamış, bizim coğrafyamız altında birleştirmiş. Son olarak dikkati mi çeken August’un ”beni sıra dışı buluyorlar, sanırım dünyada ne kadar sıradan olduğumun bir tek ben farkındayım” söylemi aklıma bir yerlerde okuduğum şu söylemi getirdi: ”Hayat, önce herkesten farklı olduğunu düşündüğün, sonra büyüyüp, herkes gibi olduğunun farkına vardığın bir döngüdür” Çok katıldığımı söyleyebileceğim bir kanı değil ama küçük bir çocuğun bu şekilde bir bakış açısına sahip olması gerçekten sıra dışı. Neyse kitabı okuyup, güzel bir bakış açısıyla bize aktardığın için sağ ol. Aklına, yüreğine ve emeğine sağlık.

  3. Bu türe benziyen yazılmış birsürü kitap mevcut. Empati önemli üstüne düşülmesi gereken bir mesele ama ne kadar üstüne düşersek düşelim bir sonuca varacağımızı sanmıyorum.

  4. Uzun zamandır kitap incelemesi görememiştik. İyi oldu. Elinize sağlık. Konusu bakımından ilginç gibi kitap. “Eylemleriniz, anıtlarınızdır.” sözü ayrı bir hoşuma gitti. Star Wars’ada değinmesi bizim gibi geekleri ayrı sevindirecek.

  5. Küçükken insanlar her zaman daha acımasız gelirdi. Bu durumda ki bir çocuk galiba. Elinize sağlık. Güzel inceleme olmuş. Ne zaman çıkmış bu kitap? Kitapların verdiği mesajlar genelde yazıldıkları dönemlere bağlı.

  6. Tamda toplumumuzun ihtiyacı olan önemli şeylerden birisi empati kurmak bunu yapabilmek için okumak yapacağımız tek şey. Kızım seni tebrik ediyorum. Kalemine yüreğine sağlık.

  7. Okduduğunuz başka bu tarz kitaplar neler?
    Dört Arketip – Carl Gustav Jung
    okudunuzmu
    bu tarzlarda sevdiğim çok güzel bir kitap.

    1. Daha önce doğrudan böyle bir konuyu temel alan bir kitap okumamıştım. Yani ilk oldu diyebilirim. Kitap öneriniz için teşekkür ederim, okumaya çalışacağım 🙂

Bir yorum yazın (Onaylandıktan sonra görünecektir)

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir