Orphan // Evlat Acısı // Film İncelemesi

Bir film düşünün, hah şimdi düşünmeyin. Çünkü şuan inceleyeceğim yapımın başlığına “Film İncelemesi” yazmış olsam da ne olup olmadığı konusunda kafamda herhangi bir mutabık sonuca varamadım. İncelemeye başlamadan önce belirtmek isterim ki bu filmin adını çeviren çevirmen kimse ona saygılarımı, sevgilerimi ve selamlarımı iletmiyorum. “Yetim” anlamına gelen “Orphan” kelimesini, 10 saniye sözlüğe bakmak yerine ve muhtemelen beyinlerini çıkarıp masaya koymaları vesilesiyle “Evdeki Düşman” diye çevrilmesine diyebilecek çok şey olsa da ülkemizde buna benzer durumları fazlasıyla gördüğümden mütevellit, bu seferlik bir şey dememeyi tercih ederken, sizin mevzuyu anladığınızı varsayıyorum.

Selamlar, sevgiler, saygılar… Klişelerden kurtulmayı becerememe konusunda üst seviye olması gözüme batmayan bu yapım, kategori konusunda da problemler yaşamakta. Klişelerden kurtulmaması neden gözüme batmadı? Çünkü gözüme batan o kadar çok şey oldu ki, “Keşke sadece klişelerle dolu sade bir yapım olsaydı.” dememe vesile oldu. Kategori konusunda problemler yaşıyor derken neyi belirtmeye çalıştım? Film 2009 yapım olsa da ben yeni izledim. Hem geçmişe yönelik, hem de günümüze yönelik filmin belirtilme özelliklerine baktığımda korku türü olduğuna dair çok fazla gözüme çarpan niteliğe denk geldim. Bu filmi izlediğinizde anlayacağınız üzerine, korkuyla pek alakası yok. Gerilim türüyle bağdaşabilir belki ama bu bir korku filmi değil. Pardon gerilim filmi de değil. Kötü gerilim filmi.

Filmde kadının biri 3. çocuğuna hamileyken bebeğini kaybediyor. Bu kadının acı çekmesinden daha doğal bir şey yok ama gözüme çarpan detay, acısından nasıl kurtulmaya çalıştığı oldu. “Kocam ve iki çocuğum daha var, onlarla bütünleşim.” demiyor kadın. “Acımı telafi etmek için, bir çocuk evlat edineyim.” diyor. Kendi çocuklarında telafi bulamıyor yani. Direkt öz evlatlarını orospu çocuğu yerine koyuyor. Evlat edinebilir, bunda bir sıkıntı yok ama acısını kendi çocukları yerine evlat edinerek dindirmeye çalışması, saçma sapan yetersiz bir anne olduğunu gözler önüne seriyor. Düşük yapınca, diğer çocuklarını bu şekilde piç yerine koyan anne ne kadar annedir?

Ardından bir kız çocuk evlat ediniyorlar. Bu çocuk manyak çıkıyor. Manyaklıkları olay oluyor. Film böyle devam ediyor. Filmin süresi 2 saat lakin bütün süre boyunca boş boş doldurulmuş sahnelerin sayısı çok fazla. Film çoğunluğunda bir hikaye anlatmaktan vazgeçiyor. “Hadi çocuğa manyaklık yaptıralım, hadi olay çıksın…” diye diye 2 saati dolduruyorlar. Sürekli mal olan bir baba var birde, sormayın hiç. Filmin süresi boyunca sürekli ultra mallık yapan birileri var. Bitmiyor. Gerçek olamayacak kadar salaklık görünüyor. Tamam belki gerçek olabilir ama film yapıyorsunuz dimi, biraz özenli olsanız keşke. Korku ve gerilim türüne dair koymak istedikleri bütün dinamikleri yerleştirip, hikaye anlatımına ve hikayenin senaryolaştırılmasına yeterli özen gösterilmemesiyle, bahsettiğim korku ve gerilim ögelerini de ellerine yüzlerine bulaştırmış bir şekilde yapımı önümüze seriyorlar.

İtiraf etmeliyim ki filmin en sonunda tahmin edilmesi güç bir finalle karşılaşılıyor ama bu final, filmin genel yapı itibariyle senaryosuz oluşunu telafi etmemekte. Filmin çoğunluğu, “Senaryo yok, kıza manyaklık yaptıralım.” diyerek ilerliyor. En sonunda farkedilmesi güç ama ilginç olmayan bir detay eklenmesi, filmin boktanlığını gidermemektedir. “Ev olsun, çocuk olsun, korkutalım, gerelim…” tekrarından bayılmış biri olarak, bu filmle beraber kalp krizi geçirmemin kaçınılmaz olduğu aşikardı. O yüzden bu filmi herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Bir sonraki incelemeye kadar kendinize iyi bakın.

1 yorum “Orphan // Evlat Acısı // Film İncelemesi

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir