Divan Edebiyatı’nın Güzel Mazmunları ve Açıklamaları

İslamı kabul etmemizle  diğer milletlerle olan yakınlığımız artmıştır ve bunun sonucunda Türk Edebiyatı’na da yenilik gelmişti. Yeni edebiyat, ilişkilerimiz sonucunda ve kendi edebiyatımızın ışığında daha da gelişti. Var olan edebiyatımız da Divan edebiyatını etkilemişti ve aynı şekilde Halk Edebiyatı alanında da Divan Edebiyatı etkileri görülmüştü. Bugün ise bu durum aynen devam ediyor. Dinlediğimiz türkülerde Divan Edebiyatı’nın mazmunlarına sıkça rastlasak da aslında nereden geldiğini bilemediğimiz için bize hep varmış, her zaman bildiğimiz bir şeymiş gibi geliyor.

Örneğin ‘gül’ mazmununu duyduğumuzda sevgilinin güle benzetildiğini biliriz ve bu benzetmenin ne anlama geldiğini iyice bilmeyiz. Aslında bugün bu gibi benzetmeler hayatımızda da çok kullanılıyor. Bu benzetmelerin bugün kullanılması bize edebiyatın da diğer alanlar gibi birikimli ilerlediğini ve ‘eski’ görülen şeylerden beslendiğini gösteriyor. Öyle ki 2. Yeni şairlerinin bile gazel yazdığından bahsedilir. Edebiyatımızdaki öncü sanatçılarımız her zaman bu edebiyattan faydalanmıştır. Faydalanmasa bile bu konuda derin bir bilgileri ve derin bir sözcük hazineleri vardı. Şiirlerimiz, deyim ve atasözlerimizi bile etkileyen bu akımın, hayatımızın her alanında aşina olduğumuz bir şey olması şaşılacak bir şey değildir. Şimdi bahsettiğimiz bu örnekleri inceleyelim.

Gül

Tabii ki gülün sevgiliye benzetilmesinin o kadar kolay bir hikayesi yoktur. Divan Edebiyatında her kelime içinde derin anlamlar ve hikayeler barındırır. Bu da şairin söyleyiş güzelliğiyle alakalıdır. Gül, rengi, kokusu, şekli, dikenleri, ömrünün kısa oluşu ve gonca haliyle türlü mazmunlara konu olmuştur. Kırmızı rengi sevgilinin yanağı, kokusu sevgilinin kokusu, üzerindeki çiğ taneleri ise sevgilinin dudakları arasından görünen inci dişleridir. Gülün dikeni rakiptir. Aşığın her zaman bir rakibi vardır ve sevgili aşığa hiç yüz vermez.

Aşığın aklı sevgilidedir, sevgilininki rakipte. Aşık sevgilinin dikeni olmasına rağmen sevgiliden vazgeçmez hatta aşkı daha da artar. Gülün açılmadan önceki hali goncadır. Gonca kapalıdır ve içinde sırlar barındırır aşık da gül de en çok bunu sever. Ona ulaşamamak aşığı her zaman daha da sevgiliye bağlar. Goncanın kapalı olması sevgilinin bilinmeyen özelliklerinin aşık tarafından bilinmesini de çağrıştırır. Hiç kimse sevgiliye aşık gibi bakmamış ve onun güzelliğini keşfedememiştir. Gül mazmunu çoğu şair tarafından kullanılmış ve anlamı genişletilmiştir.

Nola gönlüm ârızun isterse cânum kâmetün
Resmdür âlemde bülbül gül sever pervane şem’

Fuzuli

“Gönlüm yanağını, canım da boyunu isterse buna şaşılır mı? Bülbülün gülü, pervanenin de mumu sevmesi âlemde âdettir.”

Zülüf

Saç demektir. Sevgilinin saçı küfrdür, küfr imanı örter. Sevgilinin saçı da sevgilinin dudaklarını ve yanağını örter. Sevgilinin dudağı ve yanağı fenafillahtır (kulun kendisini Allah’ta yok etmesi, tasavvufta en yüksek makam). Sevgilinin yanağı ay gibi parlar, dudağı hayal dünyasından (alem-i mecaz) alem-i hakikate yol alır.

Yani sevgilinin dudaklarına ulaşan dünyevi her şeyden arınır ve öbür dünyaya göç etmiş sayılır. Dudakları kıl kadar incedir (bu da sırat köprüsüne bir hatırlatmadır). Aşık sevgilinin dudaklarına ulaşınca eriyip yok olur ve fenafillaha ulaşır.

Bu ne yüzdür bu ne gözdür bu ne zülf ü bu ne bâlâ
Biri lâle biri nergis biri sünbül biri Tûbâ

Ahmedi

 

Ok ve Yay

Divan şiirinde sevgilinin kaşları yay, bakışları oktur. Sevgilinin kaşları yay kadar incedir ve bir bakışı  aşığa ok gibi saplanır ve onu öldürür. Evet sevgili hiç aşığa bakmaz ama aşık onun bir bakışının onu öldürebileceğini bilir ve sevgilinin bakışını oka benzetir. Ok aynı zamanda sevgilinin kirpiğine(müjgan) de benzetilir.

Ayrıca divan şiirinde sevgilinin gözü ve kaşı birçok şeye benzetilir. Bir başka örnek verecek olursak, sevgilinin kaşı nun harfine gözü ise sad harfine benzetilir. Bunların yazımı eski Arapça’da ‘nas’ kelimesinin yazımına denk gelir. Nas kelimesi ise delil demektir. Yani sevgilinin kaşı gözü onun güzelliğine delildir.

A kuzum yanağın dertlere derman 
Kaşlara yay olsun kirpiğin keman

KARACAOĞLAN

Lutfu katı as görünür, cevri çok
Kaşların yay etmiş ,kirpiklerin ok.

KULOĞLU

Burada görüldüğü gibi divan şiir geleneği halk şiirini dolayısıyla türkülerimizi de etkilemiştir.

Nass getürdi hüsnünin da’vasın isbat itmege

Ol ki yarin kaşını nun u gözin sad eyledi

Ahmedi

hüsn: güzellik

5 yorum “Divan Edebiyatı’nın Güzel Mazmunları ve Açıklamaları

  1. Bu güzel yazı için teşekkürler. Verdiğin bilgilerde bir o kadar iyi divan edebiyatı ile daha çok makale bekleriz başarılarının devamını dilerim.

  2. çok güzel konulara değiniyorsunuz cok güzel bir site ellerinize saglık basarıların devamını dilerim

  3. Edebiyat dersine ilgisi biri olarak yazınızı çok beğendim. Paylaştığınız güzel mazmunlar için size yürekten teşekkür ediyorum.

  4. evet divan edebiyatını güzel anlatmış betimlemiş.lisedeyken hocalarımız bu kadar güzel analatamıyordu yazıyı okuyun mutlaka

  5. Güzel Yazınız ve Güzel anlatımınız için teşşekür ediyorum Bir sonraki yazınızı merakla bekliyorum

Bir yorum yazın (Onaylandıktan sonra görünecektir)

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir