Anita Blake – Bir Vampir Avcısı #1 // Kitap İncelemesi

Merhaba dostlar. Ben yeni yazarınız sofistrash ve bu da sizler için hazırladığım ilk kitap inceleme yazısı. Yazımda size Anita Blake – Bir Vampir Avcısı serisini inceleyeceğim. Seri 24 kitaptan oluşuyor olsa da benim bu seriyle tanışmam serinin üçüncü kitabı olan Lanetliler Sirki isimli kitabın tesadüfen elime geçmesiyle oldu. Birkaç hafta önce tüm seriyi en başından okuma isteğine kapılmam ise size bu incelemeyi hazırlamamı sağladı. Seriyi tamamen bitirmediğimi göz önünde bulundurursak bu yazının iki parçalı incelememin ilk kısmını oluşturacağını söyleyebilirim. İkinci kısmı ise seriyi ne zaman bitirebilirsem o zaman yazacağım.

Yaptığım gevezeliklerden sonra incelememi okumaya hazırsanız kemerlerinizi bağlayın ve Hamilton’un kurduğu vampir evrenine olan yolculuğumuza başlayalım.

İncelememize klasik bilgileri vererek başlamamız gerekirse; Anita Blake – Bir Vampir Avcısı serisi Laurell K. Hamilton tarafından yazılmış 24 kitaplık bir seri. Serinin ilk kitabı olan Suçlu Zevkler, 1993 yılında okuyucuyla buluşuyor ve Vampirler üzerine yazılacak olan pek çok kitabın esin kaynağı oluyor. Vampirlerin insanlar tarafından bilindikleri ve devletler tarafından tanındıkları bir dünyayı anlatmasıyla okuyucuların dikkatini çeken kitap kısa sürede New York Times Bestseller listesine girmeyi başarıyor.

Serinin ana kahramanı seri isminden de anlaşılabileceği gibi Anita Blake isimli vampir avcısı. Anita Blake siyah kıvırcık saçları, kahverengi gözleri ve minyon yapısıyla tehlikeli bir kadın gibi gözükmese de vampirler tarafından Cellat olarak adlandırılması aslında ne kadar tehlikeli olduğunu anlamamızı sağlıyor. Animatörler A.Ş.’ de animatör (zombi dirilticisi) olarak çalışan Anita, olağanüstü cinayetleri çözmeleri için polise yardımcı oluyor.

Bayan Hamilton sert dedektif kurgularında yer alan güçlü kadın karakterlerin az sayıda ve sürekli arka planda kalıyor olmasından dolayı Anita Blake’i yaratmış olsa da seride Anita’dan daha güçlü olan karakter hiç şüphesiz Edward isimli kiralık katil. İnsanları öldürmeyi oldukça kolay bulan ve bu nedenle vampirleri avlamaya başlayan Edward’a takılan isim ise Ölüm.

Anita ve Edward’dan bahsedip benim favori karakterim olan Jean-Claude’dan bahsetmemem olmaz sanırım. Jean-Claude serimizin vazgeçilmez vampirlerinden biri. Aslını isterseniz onun sadece vampir olduğunu söylememiz biraz yetersiz kalır. Kendisi oldukça zeki bir baş vampir. Yaptığı her eylemin bir sebebi olan Jean-Claude yedek planlarının da yedek planlarını yapmasıyla benim gönlümü kazanıyor. Hatta dürüst olmak gerekirse üçüncü kitabı okuduktan sonra tüm seriyi okumaya karar verme sebebim Jean-Claude desem abartmış olmam. Bugüne kadar vampirler üzerine yazılan kitaplarda sevmeye değer bulduğum tek vampir yine Jean-Claude. Tabi serinin devamında ne olur, Jean-Claude gözümde nasıl bir yere gelir bilemiyorum. Sanırım bunu bilebilmek için benim serinin diğer kitaplarını okumam sizin de ikinci incelemeyi yazmamı beklemeniz gerekecek. O zamana kadar kendinize iyi bakın ve zamanınız varsa seriye bir şans verin.

Sevgilerimle…

7 yorum “Anita Blake – Bir Vampir Avcısı #1 // Kitap İncelemesi

    1. Blade serisini izlemediğim için benzerlikleri hakkında bir yorum yapamayacağım ancak Anita Blake’in ilk yayınlanma tarihi 1993. Yanılmıyorsam Blade’e göre daha eski bir seri. Dolayısıyla Blade, Anita Blake’in eril versiyonu olabilir. Yayın tarihleri ile ilgili yanlışım varsa lütfen affedin. Sevgiler.

  1. Güzel bir inceleme olmuş emeğinize sağlık. İnşallah devamı gelir merakla bekliyorum

  2. Bu tarz konular pek ilgimi çekmiyor daha çok romantik kitapların incelemesini yayınlarsanız sevinirim başarılar

  3. Hiç okumadığım ve tarzım olmayan bir kitap ancak o kadar güzel özetlemişsiniz ki bir göz gezdirecem 🙂

  4. Vampirlerle ilgili roman yazmak gerçekten çok ilginç ve kolay değil başarılarınızın devamını diliyorum. Bu tür romanları okuyan azımsanmayacak bir kitle var.

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir