Friends (1994) // Dizi İncelemesi

İlk dizi incelememi bitmesini hiç istemeyerek fakat yine de kendimi izlemekten alıkoyamayıp bir solukta bitirdiğim muazzam dizi Friends üzerine yapmamın güzel olacağını düşündüm. Başlamadan önce ballandıra ballandıra bana bu diziyi anlatan ve sonunda izlememe sebep olan çok sevdiğim arkadaşım Selin’e teşekkür etmemde bir sakınca yoktur sanırım.

Konumuza gelirsek;

New York’ta yaşayan 6 arkadaşın 20’li yaşlardan 30’larına gelene kadar birlikte yaşadıkları sevinçleri, hüzünleri, heyecanları ve bunlar gibi birçok şeyi anlatan 10 sezonluk 1994 yapımı bu harika sitcom dizisi bize arkadaşlığın nasıl aileye dönüştüğünü, bunun için nelerin feda edilebileceğini güldürerek, yer yer hüzünlendirerek mükemmel bir şekilde aktarmış.

3 kız, 3 erkekten oluşan bu arkadaş grubunun karakterlerini tanıtmakla başlayalım o zaman.

Monica (Courteney Cox), Ross’un küçük kardeşi ve elbette en dikkat çeken özelliği bu değil. Temizlik takıntısı olan, kaybetmeye hiçbir şekilde tahammülü olmayan, birazcık kontrol manyağı ama iş sevdiği insanlara geldiğinde bütün bu özellikleriyle başa çıkmaya çabalayan güzel aşçımız.

Ross (David Schwimmer), boşanma ustası bir paleontolojist. Hassas bir yapıya sahip olan fakat yine de diğer erkek karakterlerimize göre çok daha mantıklı davranan, bahtsız ama güzel kalpli karakterimiz.

Chandler (Matthew Perry), Ross’un üniversiteden arkadaşı. Hiç kimsenin bilmediği ve hiçbir şekilde öğrenemedikleri bir mesleğe sahip, kendine özgü tatlı esprileri olan ve değinmeden geçemeyeceğim kadar güzel bir gülümsemeye sahip karakter. Ayrıca Joey’in ev arkadaşı. Her ne kadar anlam veremesem de Joey ile çocuklaşıp saçmalaması da onu benim için “en sevilen” karakter yapan özelliklerinden biri.

Joey (Matt LeBlanc), bütün kadınlarla yatma isteğine sahip ve bunu çoğunlukla başaran, çocuksu aptallığı ve yakışıklılığıyla iyi oyuncu olmayı bir türlü beceremeyen fakat oyunculuk yapma isteğinden de bir türlü vazgeçemeyen, “How you doin’ ?”leriyle meşhur tatlı karakter. Yemek sevgisini de es geçmemek lazım. Unutmayın, “Joey doesn’t share food!”.

Rachel ve Phoebe‘ye geldiğimizde ise;

Rachel (Jennifer Aniston), Monica’nın lise arkadaşı. Şımarık zengin kızı olarak görünüyor ilk başlarda ama azmi ve kararlılığı sayesinde ayakları üstünde durabilen bir karaktere dönüşüyor. Zaman zaman ne yapmak istediğine bir türlü karar veremeyen bir insan oluşu beni sinirlendirebiliyordu. Yine de onun iyi bir insan olması, bütün bu çabaları diğer kötü özelliklerini görmezden gelmenize sebep oluyor.

Phoebe (Lisa Kudrow), Monica’nın eski ev arkadaşı, küçük yaşlarda ailesini kötü şekillerde kaybetmiş ama yine de hayata karşı pozitif bakışından vazgeçmemiş -ki bu anlamlandıramadığım şekilde realist bir optimistlik.- güzel bir masöz. Pozitif dediğime bakmayın, onda deli damarı var. Küçükken sokakta büyüyüp her türlü belaya bulaşmış olmasından kaynaklı sanırım. Gitarını çok seven ve sesi her ne kadar kulak tırmalayan türden olsa da, bir bakmışsınız ki evde durduk yere “Smelly Cat” şarkısını kendi kendinize mırıldanır halde bulmuşsunuz. Çoğu konuda duyarlı olması da en sevdiğim özelliklerinden. Tüm gariplikleriyle kendini sevdiriyor o da.

Dizi genellikle bir apartmanın karşılıklı olan iki dairesi ve efsanevi Central Perk isimli cafede geçiyor. Evlerden birinde Joey ve Chandler, diğerinde ise Monica ve Rachel yaşıyor. Ve bütün hikaye de 10 yıl boyunca bu iki daire arasında yaşanıyor. Her bölümünün 20 ile 25 dakika arasında olması ve bölümlerde gülme efekti kullanmadıkları, bunun yerine bölümleri seyirci önünde çektikleri bilgisini de vereyim.

Her bölüme buradaki anlamlı güzel şarkıyla giriş yapan ve bir süre sonra bunu duymanın bizi mutlu ettiğini fark ettiren “i’ll be there for you” şarkısıyla başlıyor ilk bölümümüz de. Central Perk’te oturan 4 kişilik arkadaş grubumuzun yanına karısının lezbiyen olduğunu öğrenen ve boşanma sürecinden geçen Ross dahil oluyor. Daha sonra ise içeri aniden bir gelin giriyor ve bu gelinimizin de düğününden kaçan çaresiz Rachel olduğu farkediliyor. Rachel’ı baba parası yemeyip ayakları üstünde durmaya ikna etme çabalarıyla başlayan dizimiz sonrasında yer yer bizi şaşırtıyor, güldürüyor, üzüyor ve bunların yanında kendine sıkı sıkı bağlıyor.

Hemen hemen bütün sezonlar boyunca severek izledim diyebilirim. Fakat son 2 sezon tahmin ettiğim kadarıyla konu bulunamamasından kaynaklı olarak aslında olması istenilen ve olacağından emin olduğumuz şeyleri gereksiz bir şekilde dolandırarak uzatılmaya çalışılmış. 10.sezon ise bizi dizinin finaline hazırlayan bir sezon olmamış. Bu yüzden de final bölümünde dizi bitmiş gibi hissedilmiyor. Böyle mükemmel bir diziye daha etkileyici bir final yakışırdı.

Bu diziyi benim gözümde güzel kılan sebep ise, kesinlikle oyuncuların karakterleri bize çok çok güzel aktarması. Belki başka oyuncular canlandırsaydı yine severdim ama bu kadar olur muydu bilemiyorum.

Neyse, fazla uzatmayalım.

Umarım sizleri sıkmadan yapabilmişimdir incelememi. Biraz uzun oldu ama çok severek izlediğim bu diziyi üstünkörü geçiştirmek istemedim. Kendinize çok iyi bakın, bir dahaki incelemede görüşürüz!

 

Facebook Yorum

Facebook Yorum

Friends (1994) // Dizi İncelemesi” üzerine 8 yorum

  1. Sitcom yapımları beni oldu olası sıkmıştır. Bana hitap eden bir tarz olmamıştır. Ama eğer sitcom izleyeceksiniz bunun en orjinallik sözünü veren dizinin Friends olduğunu düşünüyorum. Skeç vari bölümler olmasına rağmen karakter gelişimine düşülmesi şaşırtıcı olmuş. Karakter gelişimi de mizah uğruna es geçilmiyor. How I Met Your Mother gibi son zamanların çöp sitcomlarında pekte önem verilmeyen bir konu. Her bölümün kendi hikayesi olmasına karşın sezonluk senaryo barındırması bütünlük sağlanması açısından önemli ve güzel olduğunu düşünüyorum. Beni bayan noktası arkadaşların aile olduğu konusuna çok sık bağlanıyor oluşu. 90larda popüler konuydu neticesinde olması doğal. Son sözlerime gelecek olursam; güzel açıklayıcı bir inceleme yazısı olmuş. Ben dizinin tamamını izlemedim ve izlemeyecem. Bu yüzden yazın aydınlatacak şekilde güzel ve yerinde olmuş. Friends izleyen kişilerinde farklı bakış açısından bu yazı sayesinde bakabileceğini düşünüyorum. Ellerine sağlık.

  2. Dizi çok eski. Böyle olunca başlamaya korkuyorum. Günümüzdeki dizilerde güzel sayılmaz. Bilmiyorum ben. 🙁

    1. Ben de aynı düşüncedeydim ve sırf arkadaşım sevip beğendiği için izlemekten zarar gelmez diye düşündüm. Eski bir dizi, mizah anlayışı farklıdır tarzındaki bütün ön yargılarımı kırdı. Hatta hocalarımdan biri diziyi bu kadar sevmeme şaşırıyordu, ben de onun şaşırmasına şaşırıyordum çünkü eski olmasına rağmen biz gençlere fazlasıyla hitap ediyor. 1994 yılında da olsa, 2018 yılında da olsa genç gençtir sonuçta. Yani anlattıklarında çok da farklı, anlamayacağımız bir şey yok. Sonuç olarak bitirdiğimde bana “iyi ki izlemişim” dedirten bir dizi oldu 🙂 Eğer şuan izlediğin amaç-sonuç odaklı dizilerden sıkıldıysan ve biraz gevşeyip eğlenmek istiyorsan izlemeni tavsiye ederim 🙂

  3. Sonunda dizi film incelemeleri. Öldünüz sanmıştım. Kaç defa BCT ye mail attım. Cevap vermedi.
    csinemaky güzel bir yazı olmuş. Ellerine sağlık. Bu diziyi bende eskiden izlemiştim biraz. Arada çerez gibi izlenir.

  4. Ne kadar sürede biter bu dizi? Daha yeni agent of shildi bitirip supernaturale başladım.

    1. Bölümleri çok uzun değil, 20-25 dakika arası. Her sezonda da yaklaşık 23-24 bölüm var. Tamamen sana kalmış yani, çok uzun süreceğini düşünmüyorum. Bu arada Supernatural’ın ilk 6 sezonu çok sağlamdır 🙂

  5. How I Met Your Mother’ ın ilham kaynağı olduğu ve çoğunlukla ondan çok daha iyi olduğu söylenen, sürekli övgü yağdırılan ve ne hikmetse birkaç defa başlayıp birinci bölümünün sonuna bir türlü gelemediğim dizidir Friends. Dönem müziklerini falan seven bir insan olarak da şu diziyle sorunumu henüz çözebilmiş değilim. Bir ara aynı şey Breaking Bad’ in başına oturduğumda da olmuştu. Ruh halimden midir nedir yaklaşık 15. dakikasında kapatmıştım. Uzun zaman sonra tekrar izlediğimde şaşkındım. O da bitecek inşallah 4. sezondayım şu an gitmiyor 😀 5. sezon çok iyi diyorlar o günleri de görürüm umarım. Neyse incelemeyi okuduğumda o sempatiyi yeniden hissettim. Breaking Bad örneğini verme sebebim de oydu. Belki aynı şey yeniden olur ve bu sefer de daha önceki durumuma anlam veremem 😀 Güzel bir yazı olmuş, kaleminize sağlık.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir