Popüler Bir Düşünce Akımı

Ülkemizde ve gelişmekte olan ülkelerin pek çocuğunda feminizm; erkek düşmanı kadınların düşüncelerine verilen isim, kadının erkekten üstün olarak gören düşünce türü ve kadın haklarını savunan düşünce şeklinde tanımlanıyor. Peki, feminizm ne anlama gelir?

feminizm ile ilgili görsel sonucu

Feminizm en geniş tanımıyla; temel amacı kadının toplumda ki yerini iyileştirmek ve toplumda kadın ve erkek arasında ekonomik, siyasal ve toplumsal alanlarda gerçek bir eşitlik kurmak olan düşünce sistemi olduğunu görürüz. Feminizmin ortaya çıkış serüveninden inceleyecek olursak feminizm kavramının ilk olarak sosyal gelişmenin kadınlara verilecek daha fazla özgürlükle mümkün olduğunu savunan Charles Fourier tarafından ortaya atıldığını fark ederiz.  18. Yüzyılın sonlarına doğru Fransa’da Olympe de Gouges ataerkil geleneklere sahip toplum yapısını protesto ederek feminizmin teori olarak ortaya çıkmasını sağladı. “Eğer kadının idam sehpasına mahkûm olma hakkı varsa, tribünden izleme hakkına da sahip olmalıdır.” diyerek İnsan Haklarının ilk 17 maddesinden kadınlarından yararlanmasını isteyen Olympe de Gouges sayesinde dünya tarihinde kadınlar ilk defa bu haklara sahip oldu.

feminism ile ilgili görsel sonucu

19. yüzyılın sonlarına doğru Avrupa ülkelerinde başlayan feminizm dalgası kısa bir sürede pek çok ülkeyi etkisi altına aldı. Bu süreçte pek çok ülke kadınların isteklerini kolayca yerine getirse de kadınlar farklı sebeplerden dolayı toplumda ki gelenekse yerlerine geri dönemeye başladı. 1929 yılında dünyada meydana gelen ekonomik krizde işten çıkarılan ilk grup yine kadınlar olsa da İkinci Dünya Savaşının başlamasıyla birlikte kadınlar endüstriyel alanda çalışmaya başladılar. Ancak savaşın bitmesiyle birlikte kadınlar yine evlerine gönderildiler.

feminizm işçi kadınlar ile ilgili görsel sonucu

İlerleyen zamanlarda kurulan feminist kuruluşlar kadınların toplumdaki yerini iyileştirmeye çalışsalar da istenen başarı gösterilememiştir. Bunun sebeplerine inecek olursak ana nedenin ataerkil toplum yapısı olduğunu görürüz. Toplumlar da kadın ve kız çocukları insan olarak görülmemekte, ilk çağlardan bu yana erkeklere verilen haklar onlara verilmemektedir. Bunun en güzel örneği ise İnsan hakları bildirgesinin daha sonra vatandaşlık ve insan hakları bildirgesi olarak değiştirilmesidir. İlk zamanlar insan hakları bildirgesi olarak kabul edilen bu bildirge erkeklere verdiği hakları kadınlara vermemiş ve karşı çıkmalar sonucu vatandaşlık ve insan hakları olarak değiştirilmiştir.

Yazımda da anlatmak istediğim gibi feminizm kadını erkekten üstün tutmaya çalışan bir düşünce türü değildir. Feminizm; kadının da erkeklerin sahip olduğu haklara sahip olmasını sağlamaya çalışan ve birçok farklı feminizm türünü içinde barındıran bir düşünce. Dolayısıyla sadece kadınlardan oluşmayan, erkek düşünürleri de var olan bir akım. Size feminizmin gerçekten ne olduğunu anlatmaya çalıştığım yazımı burada sonlandırıyorum.Kadın ve erkeğin gerçekten eşit olduğu bir dünyada yaşama dileğiyle… Esen kalın.

3 yorum “Popüler Bir Düşünce Akımı

  1. Öncelikle emeğine sağlık gerçekten çok iyi bir yazı. Maalesef ki dediğin gibi feminizm yanlış anlaşılmalara gebe durumda. Kadın erkek eşitliği üzerine dayalı bir sistem olması gerekirken kadını üstün tutmak isteyen bir çok feminist grup var buna örnek olarak Valerie Solanas’ ın Erkek Doğrama Cemiyeti Manifestosu adlı kitabı örnektir. Üstelik eşitlik savunurken kadının da erkekten farkı yoktur kadınlar güçlüdür derken sonra pozitif ayrımcılık yapanlara da ayrı bir uyuz olmuyor değilim. Ayrımcılığın pozitifi negatifi mi olur? “Kadınlarınız yoldaşlarınız olmadığı sürece, siz erkekler zincirlerinizi kıramayacaksınız!” derken çok haklıdır August Bebel ve yine Clara Zetkin “Lenin, özgürlük isteyen kadınları, hatalı bir yol olan erkek ve kadın arasında bir savaşım yapılması yoluna sürükleyen feminist eğilimleri tümüyle reddetti. O, kadınları özgürlüğe kavuşturacak biricik yolun, güçlüklerle dolu ve dikenli olan sosyalist proleter devrim yolu olduğunu gösterdi.” der. Tarihsel araştırmaların da gösterdiği gibi mademki kadın, özel mülkiyetle beraber erkeğin mülkü haline gelmiş ve giderek emek açısından da erkeğin kölesi, sistemin ucuz işgücü olmuş; o halde üretim araçları üzerindeki özel mülkiyet kalkmadan, kadının tam anlamıyla eşit ve özgür bir konuma geçmesi, bu köklü değişimin yaşanması/tamamlanması olası değildir. Bu durum, kadının kurtuluşunu ezilen diğer halk kesimlerinin kurtuluşuyla aynı mücadelenin parçası haline getirir. Tam da bu nedenle, kadın olmadan devrim olmaz, devrim olmadan kadın kurtulmaz. Tekrar emeğine sağlık.

  2. Doğru konuşmuşsunuz ama yanlışta konuştunuz. eskiden doğru şey olaraktan çıkmıştır ama artık sadece kadınların kendini birşey sanmasından ibaret değil. eşitlik bu değil. iki tarafta kendini birşey sanamaz.
    Bir süredir yorumlarda yoktum kb. bct yaşıyordur umarım.

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir